Sınırda karbon vergisi, 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı | EKO TÜRK
Sınırda karbon vergisi, 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği sınırda karbon vergisi, 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, “Yeni düzenlemeyle birlikte Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için karbon emisyonu artık doğrudan bir maliyet kalemi olurken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan şirketler rekabette öne çıkıyor. Karbon düzenlemeleri artık yalnızca Avrupa ile sınırlı değil, Japonya ve diğer gelişmiş pazarlarda da giderek kritik bir rekabet kriteri haline geliyor” dedi.
Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği ve kamuoyunda sınırda karbon vergisi olarak bilinen Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı. Yeni düzenleme ile birlikte Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için karbon emisyonu artık yalnızca çevresel bir gösterge değil, doğrudan maliyet hesaplarının bir parçası haline geldi. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ek yükümlülüklerle karşılaşırken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan firmalar rekabette önemli bir avantaj elde ediyor.
“CBAM sanayide yapısal dönüşüm başlattı”
Geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret A.Ş., sürdürülebilir üretim modeliyle karbon azaltımı sağlayan ve bu azaltımı uluslararası standartlarla belgelendiren şirketler arasında yer alıyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, karbon düzenlemesinin yalnızca mali bir uygulama olmadığını, sanayide köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şöyle konuştu:
“Sınırda karbon vergisiyle birlikte Avrupa pazarı artık üretimin sadece fiyatına ve kalitesine değil, karbon performansına da bakıyor. Bu değişim özellikle geri dönüşüm ve plastik sektöründe oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Önümüzdeki dönemde ihracatçı firmalar için karbon ayak izini ölçmek, raporlamak ve azaltmak bir tercih değil, zorunluluk olacak. Karbon maliyetini yönetemeyen şirketler rekabette zorlanacak; düşük karbonlu üretim yapan ve bunu uluslararası standartlarla belgelendiren firmalar ise daha güçlü bir konuma gelecek. Biz bu süreci yalnızca bir vergi uygulaması olarak değil, sanayide kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriyoruz.”

